24 Kasım 2012 Cumartesi

Bilge dostlardan yaşama dair..






Bugün çok değerli dostum ve öğretmenim Hakan Onum ile Çigong sınıfımız vardı. Kendiliğinden oluşan sohbet ortamında Hakan bizimle yıllardır biriktirdiği ve içinde yoğurduğu birbirinden değerli bilgilerini ve görüşlerini paylaştı. Bu sohbet sırasında notlar almaktan kendimi alıkoyamadım ve yine aynı esnada zihnimde bir blog oluşturma ve burada bu paylaşımları aktarma fikri kuvvetli bir biçimde belirdi. Sizlerle bana çok ilham veren, beni uyanmaya zorlayan bu paylaşımları paylaşmak, ve paylaşarak çoğalmak istiyorum :) Umarım siz de benim gibi faydalanırsınız...


Bu blogda ayrıca, hayatın bana sunduğu tüm deneyimleri paylaşmak istiyorum.
Çağıranlara ulaşması dileğimle şişemi denize bırakacağım :)

Yazıma öncelikle Çigong nedir diye merak edenler için kısa bir bilgi vererek başlamak istiyorum:

Çigong antik Çin’in günümüze olgunlaştırarak ulaştırdığı kültürel bir mirasıdır. Sağlık koruma,tedaviruh-bedensel gelişimözsavunmasanat,eğitim bilimi gibi belli alanlarda beceri kazanmak (yetkinleşmek) amacıyla canlılık üzerinde uzun sürelerle kararlı olarak çalışmaya ve canlılığı etkileme sürecini bilimsel olarak incelemeye çigong denir.
(Kaynak: Dostum Hakan Onum'un okulu Vadi Ruhu'nun sitesinden alıntıdır. Daha detaylı bilgi için siteyi detaylı inceleyebilirsiniz: http://www.vadiruhu.com/cigong.html  )


Bugün zazen (yoğun farkındalık), renk çekme, socan (yokluğa karışma) ve altı sağaltıcı ses çalıştık..

Bugünkü sınıfımızda, Hakan'ın bize aktardığı bilgileri ve aramızda konuştuğumuz konuları elimden geldiğince paylaşmaya çalışacağım:


- Her insana kendi kalbinin söyleyeceği, öğreteceği değerler var. Başkasının birşey söylemesi ukalalık olur.

- Hayat iş'ten ibaret değildir. Birçok insan ne yazık ki neredeyse çalışmak için yaşıyor durumuna gelmiş ve çoğu bunun farkında bile değil. Yaşama amacı iş olmuş. Bunun yerine ne konulacağını kimse söyleyemez, kimse yol gösteremez, ancak kalbiniz size yol gösterir.
- Ne yapın edin ama mutlaka ve mutlaka "zamanı yavaşlatın". Koşuşturma içinde yaşamaktan ve kendinizden kopup uzaklaşmaktan vazgeçin.
- Dualarınızda, isteklerinizde dikkatli olun çünkü ne istiyorsanız size gelir, hayat onu size verir.
- Hakan'ın en çok sevdiğini belirttiği bir sözü : "En büyük enayilik açıkgözlülüktür." Kime karşı açıkgözlülük yapıyorsunuz, bir düşünün.... Aslında sen ve senin dışındakiler diye birşey yok.
- Mayalar, kendi dillerinde "ben başka bir senim" anlamında bir sözle selamlaşıyorlarmış.
- Bilinçteki evrim
- Tarih tekerrürden değil, tekamülden ibarettir.
- Şehirde yaşayan insanlar ne yazık ki kendilerine çok fazla yabancılaşıyor, doğaları bozuluyor.
- Hepimiz çöplüğüz. Çöplükler bize anne-babalarımızdan, dedelerimizden miras kalmış. Zihnimizde birçok koşullanmalarla, kalıplarla yaşıyoruz.Bunlar da özümüze dokunmamıza engel oluyor.
- Bize doğduğumuzdan beri aktarılan ve öğretilen batılı mantığı sorgulamak üzerine kurulu. Fakat aşırı sorgulamak beraberinde şüpheciliği de getiriyor. Evet belirli ölçüde kaldığında sorgulamak iyi birşey fakat yeni ve farklı olana açık olmak da lazım.Denemek lazım. Dene ve sonuç alıyor musun gör. Dirençlerimiz genelde nefsimizdir.
- Uykudayken uykuda olduğunuzu bile farkedemezsiniz. 
Bir Zen deyişi: "Ahmak ahmaklığını kabul eder ve aydınlanır."
- Yin ve yang'ı ölmeden birleştirebilirsen ölümsüz olursun. (Çok derin bir mevzu :) )
- Özgür müyüm? Bağlılıklarımı görürsem ve farkındaysam özgürüm. Bağımlılıklarım varsa değilim.
- Birine kızdığın zaman karşındaki insanı varlığından dolayı yermemen gerekiyor. Tavrı, hareketi, davranışına kızmış olabilirsin ve bunu bu şekilde aktarman lazım. "Şu davranışından dolayı öfkelendim" gibi ifade etmek en doğrusu, "sana kızdım" bile dememek gerekir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder