19 Şubat 2013 Salı

İstanbul Bahçecileri

Dereseki Köyündeki dostumuz Hakanların (Hakan Çimen) evinin bahçesinde yeniden doğal tarım denemeleri için çalışmaya başladık. Ocak ayındaki keşif ziyaretimizden sonra, geçtiğimiz haftalardaki bir pazar günü, muhteşem havayı kaçırmayarak bahçeye çalışmaya gittik. Selim ve ben.
Yolda ilk iş İmeceevi'nden İsmail Abi'yi aradık. Bize tohumlarımızın hangisinin ekim için mevsimi olup olmadığını söyledi. Bir de mutlaka yörede bostan yapan insanlarla konuşup onlardan bilgi almamızı tembihledi. Esas hazine onlar dedi. Biz de Hakan'ın teyzesi ile orada sohbet ettik. Tohumlarımızdan tere ve rokayı ekmemizi söyledi, diğerleri bahara kalacak. Bir de havucu deneyebilirsiniz, belki çıkar dedi. Patates ve soğan ekebilirsiniz dedi. Biz de patatesleri kesip kesip 20 cm'lik çukurlar açarak gömdük. Diğer tohumları da teyzenin de sözüyle güven bulup ektik (tere, roka ve havuç). Sonraki gidişimizde taze soğan yetiştirmek için küçük kuru soğanlar ekeceğiz. Kuru soğan yapmak için de arpacık ekmek ve yeşil yaprakları çıkınca yapraklarını ezmek gerekiyormuş ki kök büyüsün...
Toprak oldukça iyi, ve Karadeniz iklimi olduğu için oldukça nemli. Teyze bize toprağı Mayısa hazırlamak için hayvan gübresi atmamızı önerdi. Biz de el arabasını kapıp, arka taraftaki tepeye tırmandık ve çamurlara bata çıka oradaki gübre tepeciğinden yarım el arabası gübre aldık. Bahçemizin tohum ve patates ekmediğimiz bölümünün yarısına hayvan gübresi attık. Bu süreç oldukça komik gelişti... Espriler gırla gitti.. Kokuya en çok maruz kalan, gübre tepeciğine küreği daldıran Selim oldu :) Hakan da sağolsun bize çok yardımcı oldu. 

Gübre taze imiş, yanmış gübre denilen beklemiş gübre kullanımı doğal tarımda daha iyi sonuç veriyormuş. Taze gübre çözünürken ekinleri yakarmış. Neyseki biz mayısa hazırladığımız toprağa atıp beklettiğimizden sorun yok şimdilik. Yanmış gübre mevcut değilse ve taze gübre kullanmak gerekiyorsa, şerbet denilen şeyi hazırlamak gerekiyormuş. Yani gübreyi sulandırıp en az 1 gün bekletmek ve bunu kullanmak. Böylece seyrelmiş oluyormuş...

Arada kahve-kurabiye molalarıyla geçirdiğimiz bu keyifli çalışma gününde, TEMA'dan arkadaşımız Hakan Karan'ı da aradık. Bahçenin sahibi olan diğer Hakan (Çimen), bahçede düzlediği ve zaman geçirmek, yemek yemek, salıncakta sallanmak ve bilimum keyifli aktiviteler yapmak için kullandığı alanın toprak olan zeminine örtücü bitki ekmek istiyormuş. Peyzaj mimarı olan arkadaşımız Hakan Karan'ın görüşlerini ve yönlendirmelerini aldık. Mera çimi ekmesini önerdi. Hem az sulama hem de az biçme isteyen, yabani otlar karışımı bir tohumlar grubuymuş. Sizin de aklınızda olsun... Etrafını süslemek için de bir kaç bitki daha söyledi ama bunları Selim not aldı, o size yazsın...
Elimizde yeşillik/salata tohumları da vardı. Bunlar bu mevsimde bahçeye ekmek için uygun olmadığından, depoda bulduğumuz büyük uzun saksılara bunları ekip Hakan'a emanet ettik. Hakan Cimen saksıları balkonuna aldı, umarız onun gözetiminde çok güzel büyüyecekler...

Bu keyifli çalışma gününde bahçenin bize öğrettikleri:
Toprağın altında çok ilginç bir yaşam var, bunu görmek istiyorsanız dikkat kesilmeniz ve bağ kurmaya çalışmanız yeterli..
Toprağın inanılmaz bir doğurganlığı ve dönüştürücü gücü var... İğne başı kadar tohumlardan neler neler fışkırıyor, soyduğunuz patatesin kabuklarından bile yeni patatesler çıkıyor...

1 yorum:

  1. O kadar güzel çalışmalar yapmışsınız ki elinize sağlık sevgili çevre dostları :)

    YanıtlaSil